Strasbourg Gezi Rehberi

Strasbourg Gezi Rehberi

Bu sene resmi tatillerin birçoğu hafta içi günlere denk geldiğinden 19 Mayıs tatilini büyük bir sabırsızlıkla bekledim. Eylül ayındaki bayram tatilinden sonra apar topar planımı yaptım ve Basel’e gidiş-dönüş uçak bileti aldım.

Avrupa’da popüler olan birçok şehri daha önce gezmiştim, Paris’de yaşadığım bir sene içerisinde de Fransa’nın bazı küçük şehirlerini de görme fırsatım oldu ancak çok istememe rağmen Alsace bölgesine yolum hiç düşmemişti.

Gerek Fransa’yı çok özlediğim için gerekse bu bölgeyi çok merak ettiğim için uçuşumdan bir gece önce fazlasıyla heyecanlıydım. Kendimi ilk defa yurt dışına çıkıyor gibi hissediyordum. Dört saatlik kısa bir uykudan sonra sabah beşte havalimanına doğru yola koyuldum. Benim gibi bu tatili iple çekenlerin yarattığı yoğunluğa bir de ekstra güvenlik önlemleri eklenince havalimanına araba ile girmek epey zor oldu.

Girişteki araç yoğunluğunun kat be katı pasaport kontrol noktasında olduğundan uçağa ancak yetiştim denebilir. Uçak kalkış noktası Yeşilköy Atatürk Havalimanı olarak gözüküyordu ama sanırım benim uçak o sabah Hadımköy’den kalktı 🙂 Pist ve terminal birbirine o denli uzaktı ki kesin semt değişmiştir!

 

strasbourg-gezi-rehberi-1

 

Strasbourg’a Nasıl Gidilir?

Uçuşum erken saatte olduğundan uykuma kaldığım yerden yolculuk boyunca devam ettim ve Basel’e indiğimde oldukça enerjik bir haldeydim.

Buradaki havaalanı EuroAirport olarak adlandırılıyor ve buradan üç farklı ülkeye giriş yapılabiliyor. Ben Fransa’ya giriş yaptığımdan pasaport kontrolünden geçtikten ve valizimi aldıktan sonra soldaki kapıdan çıkış yaptım. Karmaşık gibi gözükse de havaalanı çok küçük olduğu için yanlış bir yöne gitme şansınız yok denecek kadar az.

Havaalanından çıkar çıkmaz karşımda duran ve St. Louis’deki tren garına giden otobüse bindim. Strasbourg’a kadar yaklaşık 50 dakika süren tren yolculuğum sırasında yeşile baka baka ruhumu büyük şehrin etkilerinden arındırdım diyebilirim.

Strasbourg şehir merkezine varmak için de tramvay ile 3-4 durak kadar kısa bir mesafe katettim. Binaların güzelliği ilk izlenim olarak bende çok büyük etki yarattığından otele valizimi bırakıp hemen bu güzel şehri keşfe çıkmaya karar verdim.

Şehir turu için görülmesi gereken birkaç yeri not etmiştim ancak bu sefer gezerken sokaklarda boş boş yürümeyi ve o an karşıma çıkana yoğunlaşmayı planlamıştım. 4 günlük tatilim boyunca uyguladığım bu yöntemi herkese de tavsiye ederim, tatilim bu şekilde oldukça keyifliydi.

 

strasbourg-gezi-rehberi-2

 

Strasbourg’daki Tarihi Yerler ve Müzeler

Şehir turuma Notre Dame de Strasbourg Katedrali ile başlamayı tercih ettim çünkü burası hakkında okumuş olduğum yorumlar beni fazlasıyla etkilemişti. Katedral aldığı övgüleri benim gözümde oldukça hak ediyordu, içerideki vitraylar gerçekten görülmeye değerdi.

Gezmiş olduğum bu tip yapıları kıyasladığım zaman ise sıralamam şöyle olur; Barselona’daki La Sagrada Familia ilk sırada, Milano’daki Duomo ikinci sırada, sonrasında Paris’deki Notre Dame ve Strasbourg’daki Notre Dame… Benim olduğu gibi diğer turistlerin de bu katedrale ilgisi oldukça büyüktü.

Katedrali gezdikten sonra hemen karşısında bulunan Palais Rohan’a gitmeyi planlamıştım ancak kapanış saatine çok az kaldığı için burayı gezmeyi ertesi güne bıraktım. Durum böyle olunca meydanda oturup biraz katedrali seyrettim ve “Adamlar ne yapmış be…” geyiğini çevirdim arkadaşımla.

Gezimin ikinci günü kahvaltıdan sonra soluğu Palais Rohan’da aldım. Palais Rohan’ı Avrupa’daki diğer saraylarla kıyasladığım zaman gözüme biraz küçük gelmişti ancak yine de ince detaylarıyla beni kendine çekmeyi başardı. Hem mimarisi hem de içerisinde sergilenen parçalarla burası görülmeye değer bir tarihi eser.

Sarayda gezilebilecek 3 farklı müzeden ben sadece Musée des Arts Décoratifs olarak adlandırılanı gezdim. Kralın ve ailesinin Strasbourg’a geldiğinde konakladığı bu sarayın müzesinde kralın odası, Napoléon’un odası, kütüphane gibi farklı farklı bölümler bulunuyor. Bazı müzelerde olduğunun aksine her bir bölüm oldukça özenle hazırlanmış.

Müzenin son bölümünde aynı zamanda Fransız sanatçı Tomi Ungerer’in eserleri sergileniyor. Sarayın çok büyük olmaması gezi sırasında bana oldukça avantaj sağladı, hem gezerken çok yorulmadım hem de her bölümü itinayla gezebilmiş oldum.

Aynı gün gezdiğim bir diğer müze ise Musée Alsacien’di. İsminden de anlaşılacağı üzere bu müze tamamen Alsace bölgesine özgü, klasik bir Alsace evi müzeye çevrilmiş durumda.

Burada bölgeye ait aklınıza gelebilecek her şey sergileniyor. Müzede günlük hayatta kullanılan mutfak gereçlerinden, oyuncaklara, kıyafetlere, bölgede hakim olan dinlere ait eserlere hatta eski zamanlarda bölgede kullanılan doğum sandalyelerine kadar birçok detaya ulaşmak mümkün.

Burayı gezdikten sonra bu tip müzelerin ne kadar önemli olduğunu anladım, müzedeki turum belki de 2 saatten uzun sürmemişti ama ben burası sayesinde bölge hakkında detaylıca bilgi edinme fırsatını edinmiştim. Bölgelere ait müzelere keşke tüm dünyada önem verilse.

 

strasbourg-petite-france

 

Strasbourg Petite France Nasıl Bir Yer?

Havanın da kuruluğu ve sıcaklığı ile bana fazlasıyla kolaylık sağladığı son günüm de Strasbourg’un Petite France denilen kısmını gezdim. Burası fotoğraflarda da görüldüğü gibi albenisi oldukça yüksek bir yer. Evlerin güzelliğine hayran olmamak elde değil.

Eskiden liman olarak da kullanılan bu bölgeyi yürüyerek gezebileceğiniz gibi küçük botlar ile nehir üzerinden de gezebilirsiniz. Ancak ben Avrupa’ya gitmek = yürümek diye benimsediğimden tüm şehri yürüyerek gezmeyi tercih ettim.

Petite France’da bol bol fotoğraf çektirmeyi ihmal etmeyin, yeryüzünde görebileceğiniz en güzel yerlerden biri diyemem ancak yine de fonda Alsace evlerinin yer aldığı fotoğraflarınız ile sosyal medyada oldukça ilgi görebileceğinizi söyleyebilirim.

 

place-kleber-strasbourg

 

Strasbourg şehir turum sırasında Place Gutenberg, Place de la Rébuplique ve Place Kléber gibi meydanları da gezme fırsatım oldu.

Sizin de yolunuz Alsace’a düşerse, mevsim de uygunsa benim yerime Alsace şarap turu yaparsanız çok sevinirim.

Strasbourg, nüfusun büyük bir çoğunluğunun genç olmasından dolayı oldukça hareketli bir şehir, birçok Avrupa kentinde olduğu gibi mağazalar akşam 7-8 gibi kapanıyor olsa da yeme-içme mekanlarındaki hareketlilik geç saatlere dek sürüyor.

Bu da benim gözümde şehri oldukça sempatik bir hale getirdi ve Strasbourg’u “Bir Daha Gelinebilecekler” listeme ekledim.

Not: Strasbourg’da Ne Yenir? diye merak ediyorsan bu yazımıza da göz atmalısın! 

Herkese sevgiler!

Paylaş


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.