Pamukkale Gezi Rehberi

Pamukkale Gezi Rehberi

Pamukkale’de Ne Yapılır?

Travertenleri ve şifalı sularıyla ünlü Pamukkale’ye ulaşım Denizli Çardak Havaalanı’ndan bir buçuk saat uzaklıkta. Shuttle ile Pamukkale’ye giden yollar yemyeşil, ovalar, dağlar sizi doğallıklarıyla büyülerken Pamukkale’ye yaklaştığınızı dağlardaki beyazlıkları gördüğünüz an anlıyorsunuz.

Pamukkale taraflarında oteller genellikle pansiyon şeklinde, Karahayıt’ta ise beş yıldızlı tesis olarak Richmond Pamukkale var. Karahayıt’tan doğal suların geldiği otel, büyüklüğü ve geniş açık büfesi ile göz kamaştırıyor.

Bu bölge termal su açısından çok zengin olduğu için hemen her otelin termal havuzu bulunmakta.

Karahayıt’ta akan sular demir ve sulfür açısından zengin iken Pamukkale’deki sular kalsiyum ve karbonat açısından zengin.

Zaten Pamukkale’nin beyaz olmasının sebebi de sudaki kalsiyum oranının fazla olmasıymış. Karahayıt’ta ise taşlar demir zenginliği nedeniyle kırmızı.

 

pamukkale-gezi-rehberi-1

Pamukkale’nin Tarihi: Pamukkale’de Nereye Gidilir?

Pamukkale’de sadece travertenler yok, inanılmaz büyük ve depremlere dayanmış bir antik kent var. M.Ö.2.yy’da kurulan bu kent 15.yy’da unutulmuş ve ilk olarak ancak 1800’lerde yeniden keşfedilmiş. İlk kazı ise 1950’lerde gerçekleşmiş ve toprağın 4m altında kalmış olan Hierapolis kenti ortaya çıkmış.

Frigya’lıların, Romalılar’ın, Bizanslılar’ın, Selçuklar’ın hüküm sürdüğü bu şehir klasik bir antik kentten çok daha fazlası. O dönemki adıyla kutsal şehir anlamına gelen Yarapolis hem Paganlar hem de Hristyanlar için kutsalmış.

Hristiyanlığı yaymaya çalışan 12 havariden biri olan St.Philip dini yayarken burada çarmıha gerilmiş ve mezarı burada bulunduğu için bu şehir Hristiyanlar için kutsal iken, Paganlar şehrin sıcak termal suların şifasına inandığı için Hierapolis’in kutsal olduğuna inanmışlar.

Likos Ovası’nda Hierapolis haricinde yer alan ve şuan kazı çalışmalarının devam ettiği iki antik şehir daha var. Hierapolis’in dışında 2km uzunluğunda Nekropolis yer alıyor. Nekropolis mezarlık demek.

Bu şehirde mezarlığın bu kadar büyük olmasının sebebi ise şifa bulmaya gelenlerin vefat edince burada gömülme istekleriymiş. Hatta bu konuda o kadar rağbet varmış ki vefat edenlerin aileleri mezarlıklar için yıllık aidat ödüyorlarmış.

Kentin girişinde ziyaretçilerin kente girmeden önce temizlenmeleri için yapılmış bir Roma hamamı varmış. Antik kentte mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri restorasyonu İtalyanlar tarafından gerçekleştirilen Antik Tiyatro.

pamukkale-gezi-rehberi-2

9500 kişi kapasiteli bu tiyatro orjinaline sadık kalarak o kadar güzel restore edilmiş ki insan kendini geçmişte yolculuğa çıkmış gibi hissediyor. Hem tiyatro oyunlarına hem de gladyatör savaşlarına ev sahipliği yapan bu Antik Tiyatro şehrin nüfusu konusunda da arkeologlara ipucu vermiş, zira eski zamanlarda Antik Tiyatro şehrin nüfusunun %10’nunu kapsayacak büyüklükte olurmuş.

Buradan çıkardığımız sonuç Hierapolis’in en parlak döneminde şehir nüfusunun 100.000 civarında olduğu…

Sırtını yamaca dayamış bu Antik Tiyatro’nun manzarası da ayrı güzel.

Dümdüz bir ovaya ve onu çevreleyen 3 büyük dağ olan Baba Dağı, Karcar Dağı ve Honaz Dağı’na bakan tiyatrodaki eko sisteminin de oldukça başarılı olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim.

İnsanın nefesini kesen diğer bir güzellik ise Kleopatra Havuzu.

Çölde vaha bulmuşçasına beni heyecanlandıran, egzotikliği ile göz kamaştıran Kleopatra Havuzu tamamen doğal. O kadar doğal ki içinde yer alan sütunlar depremler sırasında havuza düşmüş.

Suyunun şifasına inanılan, hem yüzülebilen hem de içilebilen 35derecelik suya sahip bu havuzda yüzme keyfinin ücreti 32TL, bilginiz olsun.

Değer mi bu ücrete derseniz fazlasıyla değer zira hayatta bir kere yaşanabilecek ender deneyimlerden biri!

Antik Kent’in en ilginç özelliği ise Hades’in Tapınağı’na ev sahipliği yapması. Normalde yer altı tanrısı olan Hades’in tapınağına Antik dönem kentlerinde pek rastlanmazken burada şehrin koruyucu tanrısı olarak kabul edilen Apollon Tapınağı’nın yanında olmasının da bir nedeni var tabii.

Bir oda büyüklüğünde olan Hades Tapınağı’nda giren kişiyi öldürecek kadar yoğun bir karbondioksit salınımı var. Zamanında insanlar Hades’e büyükbaş kurban ederlermiş.

1980’lerde iki turistin buraya girerek hayatını kaybetmesi üzerine ise kapının olduğu yere duvar örülmüş.

Antik Kent’ten çıkmadan önce ayakkabılarınızı çıkararak travertenlerin halka açık kısmında yürüyebilir, ayaklarınızın şifalı sulardan faydalanmasını sağlayabilirsiniz!

 

pamukkale-gezi-rehberi-3

 

DENİZLİ’DEN NE ALSAM DİYENLERE

Denizli’nin horozu, pamuğu ve yarı değerli taşları da en az Travertenleri kadar ünlü.

Horozu veya değerli taşları bilmem ama Denizli’den aldığım peştemallar kadar yumuşağını henüz hiçbir yerde bulamadım!

Hem tarihi zenginiliği hem şifalı sularıyla ön plana çıkan Pamukkale’ye herkesin bir hafta sonunu ayırmasını öneririm, pişman olmayacaksınız!

Yumuşacık peştemallar da bonusu!

Paylaş


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.