Toskana’nın gözünün nuru, sanatın göbeği, Rönesans’ın çıkış noktası, Medici Ailesi’nin yeri yurdu… Açık hava müzesi olan bu şehirde adım başı görülecek bir yer, bir eser var.

Dünden Bugüne Floransa

Medicilerin koruması altında olan Michelengelo’nun pek çok eserini Floransa’da görmek mümkün. En ünlü heykellerinden biri olan Davide’yi yani ‘Davut’ u görmek için Galleria Del Academia Müzesi’ne gitmek lazım. Sadece bu heykel uğruna kurulmuş olan bu müzede Michelengelo’nun ve diğer Rönesans sanatçılarının pek çok eserini görebilirsiniz. 60’dan fazla müzenin bulunduğu bu küçücük şehirde görülmesi gereken diğer müze ise Galleria del Uffizi. Dünyanın en önemli müzelerinden biri olan bu müzede Leonardo Da Vinci, Boticelli, Michelengelo, Raffaello, Caravaggio, Goya gibi döneme damgasını vurmuş sanatçıların eserlerine bakarken insanın başı dönüyor, bu müze tek bir günde nasıl bitecek derken ayaklar kopacak gibi olsa da gözlerin bayram edişi tüm yorgunlukları unutturuyor! Santa Maria del Fiore Katedrali ise tüm ihtişamıyla Floransa’nın  göbeğine kurulmuş ve tüm dikkatleri üzerine çekiyor. İnce işçilikle işlenmiş duvarları, devasa kubbesiyle ziyaretçilerini büyülüyor! Katedralin hemen yanı başında yer alan çan kulesi ise kuş bakışı şehri izlemek ve aynı anda spor yapmak isteyenlerin bir numaralı tercihi olmaya aday. Gitto’nun yaptığı çan kulesinde dile kolay 414 basamak tırmanıyorsunuz ama tepeye çıktığınızda her bir basamağına değmiş diyeceksiniz. Ve hani şehir açık hava müzesiydi bu kadar kapalı mekan yetmez mi dediğinizi duyar gibiyim gayet de haklısınız!

Adım Adım Floransa

Floransa başta da belirttiğim gibi küçük bir şehir ve yürüyerek keşfedilmeye gayet müsait. Benim favori meydanım olan Piazza dei Signori’den başlayalım. Başta Michelengelo’nun Davide heykeli olmak üzere pek çok ünlü heykeltıraşın sahteheykelinin  olduğu bu meydanda yer alan irili ufaklı kafelerde kahve içmenin veya öğle yemeği yemenin keyfi bambaşka! Burada keyif yaptıktan sonra ver elini Ponte Vecchio. Şehrin en eski köprüsü olan köprü üzerindeki binalarla tüm dikkatleri üzerine çekiyor. Eskiden tüccarların üst katında oturduğu alt katlarını dükkan olarak kullandığı bu binalarda yaşamak oldukça tehlikeli diye yaşam yok ama alt katlar hala dükkan olarak kullanılıyor, bu da ziyaretçilerin köprüyü 5 dakika yerine en az 15 dakikada geçmesine sebep oluyor ama hayat tatilde güzel ve gene zaman tatilde su gibi geçiyor! Şimdi karşı kıyıya geçtiğimize göre Floransa’ya kuş bakışı bakma vakti geldi de geçiyor! Tabana kuvvet, Michelangelo Tepesi’ne tırmanmaya başlıyoruz. Tırmanışa geçmeden önce şarap, bira almanızı tavsiye ederim, çünkü Michelengelo Tepesi’ndeki merdivenlerde İtalyan gençler ve turistlerle yan yana oturup kadehi Duomo’ya karşı kaldırmanın tadı bambaşka hele bir de arka fonda birileri gitar tıngırdatıyorsa…

Floransa’nın en güzel yerlerinden birisi ise Boboli Bahçeleri. Medici Ailesi’nin Floransa’ya hediyelerinden biri olan bu muhteşem bahçeler 16.yy’dan 19.yy’a kadar büyümüş ve içerisinde Roma Dönemi’ne ait heykeller, amfi tiyatrolar görmeniz kaçınılmaz. Yüzyıllık ağaçların, göletlerin arasında yürümenin tadı ise paha biçilemez!

Floransa küçük gibi görünen ancak bünyesinde pek çok aktivite barındıran, en keyifli İtalyan şehirlerinden biri aynı zamanda da Rönensans’ın çıktığı şehir olduğu için hem sanatseverlerin hem de gezginlerin uğrak noktası. Floransa’yı görmeden Italya’yı terk etmeyin!